Almanya: Türk katil zanlısı hapiste ihmal sonucu mu öldü?

Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletindeki Stade kentinde 6 kişiyi öldüren Türk vatandaşı Fatih G.’nin tutuklu bulunduğu cezaevinde intihar sonucu ölümü tartışma yarattı.
29 Haziran tarihinde koruma ve desteğe ihtiyacı olan annelerle çocuklarının kaldığı gençlik ve yardım kuruluşunda gerçekleşen saldırıda altı çalışan hayatını kaybetmişti.
45 yaşındaki Fatih Khan G.’nin, Hannover bölgesinde bulunan Garbsen kentinde yaşadığı, Almanya doğumlu bir Türkiye vatandaşı olduğu açıklanmıştı.
Saldırının arkasında, olay sırasında üç aylık olan kız çocuğunun velayetine ilişkin bir anlaşmazlığın bulunduğu öne sürülüyor.
Saldırganın, merkezde kalan kendi eş ve çocuğunu görmek üzere kuruluşa gittiği, olay öncesinde tırmanan gerginlik nedeniyle eşi ve çocuğunun odadan çıkarılması sonucu saldırıdan kurtuldukları medyaya yansımıştı.

Fatih G.’nin saldırıyı gerçekleştirdiği bina. Fotoğraf: Ulrich Perrey/dpa/picture alliance
Ölümünden bir gün önce özel gözetim kaldırılmış
21 Temmuz’da tutuklu bulunduğu hapishanede kendini asarak intihar eden zanlının ölümünden bir gün öncesine kadar özel gözetim altında tutulduğu, 20 Temmuz’da hücresindeki tüm önlemlerin kaldırıldığı ortaya çıktı.
Aşağı Saksonya Adalet Bakanlığı sözcüsü, zanlıya yönelik güvenlik önlemlerinin kademeli olarak hafifletildiğini ve son aşamada psikologların kişinin kendisine zarar verme riskinin kalmadığı değerlendirmesinde bulunduğunu açıkladı.
Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre 30 Haziran’da tutuklu yargılanmak üzere Bremervörde Cezaevi’ne getirilen zanlı, aynı gün yapılan standart kabul görüşmesinde, kendine zarar verme ihtimali görüldüğünden 24 saat kamera ile izlenen özel bir hücreye yerleştirildi.
Bir hafta sonra güvenlik tedbirleri ilk kez gevşetildi ve zanlı yine kamera bulunan ancak televizyon da bulunan bir hücreye alındı. Bakanlığın verdiği bilgilere göre 9 Temmuz’da önlemler bir kez daha hafifletildi. Cezaevi psikoloğunun raporu doğrultusunda zanlı sadece akşam ve gece saatlerinde özel gözetim altında tutulurken, gündüzleri cezaevinin normal günlük yaşamına katılmasına izin verildi.
Bu değişiklikle birlikte zanlı diğer mahkûmlarla temas kurmaya başladı. Cezaevi personeli ilk dönemde her 30 dakikada bir, daha sonra ise iki saatte bir fiziksel durumunu kontrol etti.
13 Temmuz’da yapılan yeni psikolojik değerlendirme sonucunda gece kamera gözetimi tamamen kaldırıldı. Bunun yerine gündüz ve gece düzenli personel kontrolleri uygulanmaya devam edildi.
Cezaevi kayıtlarına göre, 45 yaşındaki zanlıya yönelik tüm özel güvenlik önlemleri ölümünden yalnızca bir gün önce psikoloğun tavsiyesi üzerine tamamen kaldırıldı. Tutanakta, “Sağlık riski, kendine zarar verme veya intihar tehlikesine ilişkin olumsuz bir bulgu kaydedilmemiştir” ifadelerine yer verildi.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre son kontrol pazartesi akşamı saat 20.00 sıralarında yapıldı. Ertesi sabah ise görevli personel zanlının cansız bedeniyle karşılaştı.

Saldırıdan sonra ilk yardım ekipleri bölgeye gitti. Fotoğraf: Ulrich Perrey/dpa/picture alliance
Psikologları yanlış yönlendirmiş
Adalet Bakanlığı, uygulanan tüm tedbirlerin Aşağı Saksonya Ceza İnfaz Yasası çerçevesinde gerçekleştirildiğini vurguladı. İlk incelemelerde cezaevi yönetimi veya psikoloğun hata yaptığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilirken, iç soruşturmanın henüz tamamlanmadığı kaydedildi.
Spiegel dergisi, tutuklanmasının ardından zanlının kendisini de vurmak istediğini ancak kurşunu kalmadığı için bunu yapamadığını söylediğini aktarmıştı.
Focus dergisi de intihar şüphesi nedeniyle özel gözetime alınan zanlının bu gözetimi aşmak için cezaevi psikologlarını durumuyla ilgili yanlış yönlendirdiğini yazdı. Haberde zanlının kamera gözetiminin psikolojik durumunu kötüleştirdiğini söylediği, kendine zarar verme eğilimlerini sistematik olarak gizlediği yönünde tutanaklara yer verildi.
İhmal tartışması
Zanlının hapiste ölümü, ihmal şüphesini gündeme getirirken saldırıda ölenlerin yakınları açısından da olayla yüzleşme ve hesap sorma imkânını ellerinden almış oldu. Mağdur ailelerinden birini temsil eden avukat Steffen Hörning, cezaevindeki sürecin ayrıntılı şekilde araştırılması çağrısında bulunarak zanlının kendine zarar verme riskine ilişkin işaretler göz önüne alındığında olası ihmallerin incelenmesinin zorunlu olduğunu söyledi.
Hörning, mağdurların artık bir mahkeme sürecinde faille yüzleşme şansının kalmadığını belirterek, “Yakınların suçluluk konusunda bir şüphesi olduğunu düşünmüyorum. Ancak olayın neden gerçekleştiği sorusu artık yanıtsız kaldı ve bu durum onlar için ek bir yük oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Carina Hermann: Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerekiyor
Aşağı Saksonya eyalet parlamentosu Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) parti grubu Parlamento İşleri Sözcüsü Carina Hermann da olayın kapsamlı şekilde soruşturulması çağrısında bulundu.
Hermann yaptığı açıklamada, “Zanlının şimdi hücresinde ölü bulunması, yakınlarının suçun yargı önünde tüm yönleriyle aydınlatılmasına tanıklık etme imkânını da ortadan kaldırdı” dedi.
Zanlının devlet koruması altında bulunduğuna vurgu yapan Hermann, zanlının saldırının ardından intihar etmek istediğini ancak mühimmatı kalmadığı için bunu gerçekleştiremediğini söylediğiyle ilgili haberlere atıfta bulunarak “Bu beyanın yetkili makamlar tarafından biliniyor olması halinde, buna rağmen nasıl bir intiharın gerçekleşebildiğini açıklamak mümkün değildir” diye konuştu.
Editörün notu: Deutsche Welle intihar konusunu ihtiyatlı şekilde haberleştirir, çünkü bazı haberlerin taklit edilen davranışlara yol açabileceğine dair kanıtlar bulunuyor. Eğer intihar düşüncesi taşıyorsanız veya duygusal bir kriz içindeyseniz yardım aramaktan çekinmeyin. Ülkenizde nereden yardım alabileceğinizi befrienders.org sitesinde bulabilirsiniz. Almanya’da 0800 111 0 111 ve 0800 111 0 222 numaralı telefonlardan ücretsiz danışmanlık almanız mümkün. Türkiye’de ise acil tıbbi yardıma ihtiyacınız varsa 112’yi arayabilirsiniz.
DW,rtr/BK,TY








